Strafor Art

Blog

Strafor Hakkındaki Gerçekler

Bardaklardan tabaklara, paketleme kutularından sahillerimize vuran küçük köpük parçalarına kadar strafor hayatımızın her noktasında gizli bir şekilde varlığını sürdürüyor. Surfrider Vakfı’nın her yıl plajlarımızdan topladığı En Tehlikeli 5 Atık listesinde köpük parçaları değişmez ve başı çeken bir yere sahip. Günlük hayatımızda bu kadar sık karşılaştığımız çoğu zaman kullan-at konforuyla bağdaştırdığımız bu malzeme aslında nedir ve çevremize, denizlerimize ne kadar zarar veriyor? 

Strafor mu, EPS mi? Kavram Kargaşasına Son

Bir terminoloji karmaşasını düzeltmek gerekir. Styrofoam, Dow Chemical Company tarafından tescillenmiş bir marka ismidir. Günlük dilde strafor olarak bildiğimiz ve marketlerden kargo paketlerinden aşina olduğumuz o beyaz, gıcırdayan, hafif köpük malzemenin gerçek bilimsel adı Genleşmiş Polistiren (EPS)’dir.

EPS, bir fosil yakıt türevi olan ve kanserojen olduğu bilinen benzen ile başlar. Bu madde stirene dönüştürülür ve ardından pentan gibi zehirli uçucu organik bileşiklerle şişirilerek o tanıdık köpük yapısına kavuşturulur. EPS’nin hacminin yaklaşık %95 ile %98’i havadır. Bu kadar çok havayı nakletmek ve depolamak endüstriyel açıdan lojistik bir verimlilik gibi görünse de ürün ömrü tamamlandıktan sonra oluşan hacimsel atık sorunu tam bir çevresel felakettir. Çöp sahalarında devasa yer kaplayan bu malzeme atık yönetimi süreçlerinde en çok zorlanılan maddelerden biridir.

Neden Bir Çevre Kabusu?

EPS, hafifliği, düşük ısı iletkenliği ve darbelere karşı koruma özelliği nedeniyle paketleme için ideal bir ürün gibi görünür. Bu fiziksel özellikler onu doğa için yok edilmesi imkansız bir düşmana dönüştürür.

Geri Dönüşüm Bir Çözüm mü?

EPS’nin geri dönüştürülmesi ekonomik olarak zordur. Çoğunluğu havadan oluştuğu için lojistik maliyetleri geri kazanılan malzemenin ticari değerinden çok daha yüksektir. Çoğu belediye ve geri dönüşüm tesisi EPS’yi kontamine edici bir madde olarak görür. Bu malzeme diğer plastiklerin geri dönüşüm kalitesini bozar.

EPS’nin çok küçük bir yüzdesi geri dönüştürülebilir, büyük bir kısmı çöp sahalarına gider ve burada yüzyıllarca kalır. Yakıldığında stiren monomerleri ve diğer tehlikeli kimyasallar atmosfere salınarak hava kirliliğine ve ciddi solunum yolu problemlerine yol açar. Geri dönüşüm burada üretimin azaltılmasına bir alternatif değil bir erteleme mekanizması olarak kalmaktadır.

Plastik Kirliliğinde Stirenin Gizli Riski

Stiren polistiren üretiminde kullanılan ana bileşendir ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından insanlar için muhtemel bir kanserojen olarak sınıflandırılmıştır. Üretim aşamasında çalışan işçiler için ciddi bir risk oluşturmasının yanı sıra sıcak yiyecek ve içeceklerin EPS kaplarda servis edilmesi bu toksik kimyasalların ısı etkisiyle gıdaya sızma riskini de beraberinde getirir. Isı, asitli içerikler ve yağlı gıdalar polistiren yapısından stiren moleküllerinin ayrışmasını hızlandırabilir. Tükettiğimiz ürünün yanında fark etmeden kimyasal bir katkı maddesi aldığımız anlamına gelir.

Sürdürülebilir Alternatiflere Geçiş

Artık modern dünyada strafor kullanımını zorunlu kılan bir durum yok. Teknolojimiz çevresel etkileri çok daha düşük olan birçok alternatif geliştirdi. İşletmelerin ve tüketicilerin artık bu seçenekleri zorunlu kılması gerekiyor:

Ne Yapabiliriz? Değişim Sizinle Başlar

Toplum olarak tek kullanımlık fosil yakıt ürünlerinden uzaklaşmamız bir tercih değil zorunluluktur. Değişim bireysel bilinçle ve sistemsel düzenlemelerle başlar:

Kıyı şeritlerimizi korumak, balık stoklarımızı temiz tutmak ve gelecek nesillere plastik yığınları değil sağlıklı okyanuslar bırakmak bizim elimizde. Bugün bir seçim yapın ve strafor kullanımına hayır deyin. Okyanuslarımızın geleceği bugün yaptığımız küçük ama bilinçli tercihlerle şekilleniyor. Doğaya karşı verdiğimiz bu mücadelede tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek en güçlü silahımızdır. Her bireysel reddediş endüstriyel bir değişimin ilk tuğlasıdır.